Dijitalleşme

Güvenli Mikro Mobilite Nasıl Sağlanır? Teknolojik Olarak Hangi Önlemler Alınmalı?

Reycan Çetin
Growth Manager @Techsign

Son yıllarda scooter, elektrikli scooter, elektrikli bisiklet gibi araçların sayısının hızla arttığı herkesçe malum. Çevreci, pratik ve kişisel araç kullanımına göre çok daha ucuz olması sebebiyle bu araçları kullanan kişi sayısı büyük kentler başta olmak üzere dünyanın hemen her yerinde hızla artıyor. 

Mikro mobilite adı verilen bu yeni ulaşım modeli özellikle gençler arasında çok yaygın. Ancak mikro mobiliteden herkes aynı ölçüde memnun değil. Kaldırımlara park edilen araçların yayalara engel olduğu, 25 30 km hıza çıkabilmelerine rağmen kullanmak için herhangi bir ehliyet gerekmemesi sebebiyle kazalara yol açtığı, hem sürücüler hem yayalar için tehdit ve rahatsızlık unsuru olduğu gibi şikayetler birçok kentli tarafından yüksek sesle dile getiriliyor. Öyle ki bazı büyük kentlerde bu araçların kullanımına sınırlar getirilmeye başlandı. İstanbul da bu kentlerin içinde. Kent merkezindeki ilçe belediyeleri, kaldırımlara park edilmiş scooterları kendi ekipleri ile toplamaktan ilçe içindeki kullanımını yasaklamaya varan önlemler alıyor. 

Fakat gerçekten bu önlemler sizce yeterli mi? Ya da adil mi? İklim krizinin etkilerini her geçen gün biraz daha sert bir şekilde hissederken çevreci ulaşım modüllerini tamamen yasaklamak ne kadar mantıklı? Elektrikli scooter ve bisikletlerin yaşlı, engelli, bebek arabalı kentliler başta olmak üzere tüm yayalara problem yarattığı bir gerçek, ancak bu ulaşım modüllerini yasaklamak yerine gerekli düzenlemeleri yapmak ve sağlıklı bir şekilde kent içi ulaşıma dahil etmek uzun vadede herkes için daha faydalı. Üstelik bu çözümleri üretmek teknoloji sayesinde son derece kolay!

Paylaşımlı E-scooterların Yarattığı Sorunlar ve Yapılan Düzenlemeler 

Yeni bir gelişmenin beraberinde getirdiği sorunu ortadan kaldırmanın en kolay ve keskin yolu tabii ki de soruna yol açan aracı yasaklamak! Parislilerin bulduğu çözüm de bu oldu. Yapılan referandum sonucu halkın %90’ı e-scooterlar başta olmak üzere mikro mobilite araçlarından kurtulmak istedi. 2022 yılında Paris’te elektrikli scooter kazalarında 3 kişinin ölüp 450’nin üzerinde kişinin de yaralandığı hesaba katıldığında çıkan bu sonuca şaşırmamak lazım. 

Elbette ki bu sorunu çözüyor, ancak öte yandan bulunduğumuz çağda ne gelişmenin önüne geçmek ne de temiz ulaşım modüllerini bu kadar hızlı bir şekilde gözden çıkarma lüksümüz var. Burada tüm sorumluluğu kullanıcıya yüklemek maalesef gerçekçi değil. Yerel yönetimlerin bir hukuksal düzlem tanımlaması, paylaşımlı e-scooter girişimcilerinin de bu düzenlemelere uyması gerekiyor. Aksi takdirde Paris’teki referandumun diğer kentleri de etkilemesi ve bu olanaktan tüm kentlilerin mahrum edilmesi mümkün.Paylaşımlı e-scooterların yarattığı problemleri, alınan önlemleri ve teknolojinin hangi aşamalarda daha aktif olarak kullanılabileceğine gelin beraber bakalım.

  • Yüksek hız: Elektrikli scooterlar teknolojik olarak saatte 40-45 km kadar hıza çıkabiliyor. Bu hız yayalara çarptıkları zaman ciddi yaralanmalara ve hatta ölümlere sebep olabilecek bir hız. Bu sorunun çözümü ise oldukça basit ve birçok yönetim tarafından hız sınırı regülasyonlar içinde tanımlanmış durumda. Elektrikli scooter’lar için Dünya’da ilk olarak tanımlanan hız limiti 25 km idi. Ancak kazalar arttıkça bu limit de bir çok ülkede değiştirildi. Moskova ve Tokyo’da 15 km, Berlin, Oslo, Stckholm ve Londra’da 20 km, Washington’da 16 km, Helsinki ve Roma’da ise hala 25 km. İstanbul’da da bu limit 15 km’ye düşürüldü. Bunu uygulamak e-scooter girişimcilerine, denetlemek ise yine yerel yönetimlere düşüyor. Yerel yönetim denetiminden geçmeyen paylaşımlı elektrikli scooterlar hızlıca toplanıyor. 
  • Park etme: Kaldırımlara park edilen scooterlar yayaların en çok şikayet ettiği bir diğer konu. Paylaşımlı scooter girişimcilerinin kendi inisiyatifleri ile bu konuyla ilgili şöyle bir çözüm geliştiriyor. Kullanıcının park ettikten sonra scooter’ın bir fotoğrafını çekip sisteme yüklemesi gerekiyor. Uygun şekillerde park etmeyen ya da park fotoğrafını yüklemeyen kullanıcıların bir sonraki sefer araç kiralamasına izin verilmiyor. 

Burada teknolojinin imkanlarından biraz daha geniş ölçekte faydalanmak mümkün. Finansal kuruluşların kara listeleri gibi paylaşımlı scooter girişimcileri de çok rahat bir şekilde kendi içinde kara listeler paylaşabilir, belirlenmiş ceza puanının üstüne çıkan kullanıcıların hiçbir paylaşımlı scooterı kullanmasına izin vermeyebilir. Böylece işletmelere ya da yayalara rahatsızlık veren park etme sorunları kolayca çözülebilir. Aklınıza hemen sistemin nasıl yanıltılabileceğine dair hinlikler mi geliyor? Öyleyse onları ortadan kaldıralım. Çünkü fotoğrafın çekildiği konumla aracın konumunun aynı olup olmadığını tespit etmek günümüz teknolojisinde gerçekten çocuk oyuncağı. 

  • Yaş sınırı: Elektrikli scooterları kullanmak için bir ehliyet gerekmiyor, ancak birçok ülkede bir yaş sınırı koyulması gerekliliği dile getiriliyor. Bu yaş sınırı kimi ülkelerde 12, kimi ülkelerde ise 15’e kadar çıkıyor. Peki bu yaş sınırı nasıl kontrol edilecek? İşte teknoloji şirketleri tam olarak burada devreye giriyor. Kullanıcıdan kimliğini okutmasını istiyor, OCR ile kimlik üstünden doğum tarihini okuyor ve belirlenen yaşın altında kalan kullanıcıya scooter kiralamıyor. Başkasının kimliği ile kiralayabilir mi dediniz? Kimlik doğrulamaya yüz tanıma modülü de eklenerek bu da kolayca engellenebilir. Kullanıcı kimliğini okuttuktan sonra yüzünü de sisteme gösterir, sistem kimlikteki yüzle kullanıcının yüzünün aynı kişiye ait olup olmadığını tespit eder ve buna göre ilerleme devam eder. 

Kullanıcının yüz doğrulama ile kimlikle eşleştirilmesi bir önceki maddede bahsedilen kara liste için de kullanılabilir. Kara listeye alınan kişilerin başkalarının kimliği ile araç kiralamasının önüne kolayca geçilebilir. 

  • Alkollü sürücüler: Alkollü sürücüler tıpkı motorlu araç kullanımında olduğu gibi elektrikli scooter kullanımında da trafikteki en büyük risk unsurları. Akıllı araçlar için geliştirilen kamera sistemleri bu konuda büyük aşama kaydetmiş durumda. Sürücünün yüz ifadelerini takip eden akıllı araç sistemleri alkollü, uykulu, aşırı sinirli olmaları durumunda sürücüleri uyarabiliyor ve hatta araba kullanmaya devam etmesine engel olabiliyor. Bu derecede detaylı olmasa bile yüz doğrulama modülleri mimikler ve yüz hareketlerinden ileri derecede alkollü kullanıcıları tespit edecek şekilde geliştirilebilir. 

Görüldüğü üzere yeni bir teknolojiyi engellemek yerine toplumsal ihtiyaçlara ve kurallara uygun bir şekilde regüle etmek mümkün. Özellikle teknoloji bize bu kadar çok imkan sunarken. Fakat burada tüm aktörlerin birlikte hareket etmesi mühim. Yerel yöneticiler, paylaşımlı scooter girişimcileri ve teknoloji şirketleri kafa kafaya verdikleri zaman sorunları hızlıca çözebilir ve sürdürülebilir ulaşımın daha da yaygınlaşmasının önünü açabilirler. 

İlginizi çekebilir: Açık bankacılık nedir?

Techsign Tüm Bunların Neresinde?

Peki Techsign olarak biz tüm bu sürecin neresindeyiz? İşimiz müşteriyi uzaktan sisteme kayıt ederken güvenliği sağlamak. Hem firmanın, hem müşterinin, hem de firmanın içinde yer aldığı sektörün güvenliğini sağlayacak çözümler geliştirmek. Müşterini uzaktan tanı (Know Your Customer) çözümlerine yalnızca finans sektörünün ihtiyacı varmış gibi bir algı var ancak bu örneklerde de görüldüğü üzere birçok farklı sektörünün de KYC çözümlerinin içinde yer alan modüllere ihtiyacı var. 

Yaş doğrulama yaparken kullanıcı beyanı yerine OCR ile doğum tarihi üzerinden hesaplama yapmak, yüz doğrulama ile kimliğin gerçekten kullanıcıya ait olduğunu teyit etmek, yine yüz doğrulama ile kullanıcının kara listede olup olmadığını kontrol etmek ve hatta Pay by Face çözümü ile müşterilerin ödemesini yüz doğrulama ile almak. Bunların hepsi Techsign çözümleri ile hem mümkün hem de son derece kolay. 

Techsign’ı seçmek için daha fazla sebebe mi ihtiyacınız var? İşte burada:

  • Techsign, KYC çözümlerini uçtan uca olabildiği gibi sadece ihtiyaç duyulan modüller olarak da müşterilerine sunar. Dolayısı ile müşteriler için daha uygun fiyatlı çözümler sunar. 
  • Tüm teknolojilerini evde geliştiren Techsign’ın OCR teknolojisi Latin, Arap ve Kiril alfabesi ile uyumludur. Tüm pasaportları tanır, istenilen ülkenin ulusal kimliğini sistemine bir haftada tanıtır. Böylece kente gelen turistlerin de paylaşımlı scooterları kiralamasına imkan sağlar. 
  • Techsign’ın yüz doğrulama teknolojisi %99,2’lik bir başarı oranına sahiptir. Birbirine benzeyen kişileri kolayca tespit eder. Bir diğer deyişle ablasının kimliği ile yüz doğrulama yapmak isteyen kullanıcılara geçit vermez!

Techsign’ın çözümleri ile ilgili detaylı bilgi almak için hemen bizimle iletişime geçin!

Dijitalleşme
Reycan Çetin
Researching, writing and petting all the cats in the world!

İhtiyacınız olan çözümü gelin,
birlikte bulalım.

Firmanızın sektörüne, büyüklüğüne ve coğrafi bölgesine uygun çözümler için bizimle iletişime geçin.